30 Nisan 2011 Cumartesi

Bakmadan Geçmiyorsunuz

Sevgili dışarıda şarıl şarıl yağmur varken arabasını yıkayan kitlem, yeri gelince homo homo homojen olabilen, yeri geldi mi de aslanlar gibi heterojen bir yapıya bürünebilen cengaverler topluluğu, fanlarım, fanuslarım, yolunu şaşırıp kanyak şişesinde kendini bulan balık kırakerlerim, ay canlarım benim ya, tosunlarım, kaplumbağalarım; sizler ile fevkalade önemli bir şey paylaşacağım. Adeta kulak kesilin. Ya da ondan kesilmeyin saçma olur. Göz kesilin. Üçüncü gözünüzü açıp, dördüncü gözünüzü ampüle bağlayın. Velhasıl ciddi bir konu var.

hoopp bir link geliyor, girip de incelemeyen benim kafamı yaşasın: http://www.facebook.com/pages/PaPati/149147901811479?ref=ts


Şimdi girdiniz baktınız, yani bundan eminim. Aksi hayvanlığı yapacağınıza inanmak istemem. Bu link genç bir kızın umududur, emeğidir, göz nurudr, kendine hedef bellediğidir. Yukarıda ki adreste bu güzel dostumuzun yaptığı el emeği göz nuru şeylere göz atabilir ve isterseniz satın alabilirsiniz. Ola ki zenginseniz ve 3 den az alırsanız ipden bulurum sizi ve çıplak fotoğrafımı veririm. Bunun yaşatacağı şoku tahmin bile edemeyeceğinize adım gibi eminim.


Velhasıl dostlar, saçmalamam bir yana girip bakarsınız. Beğenirseniz fanı olursunuz, olay büyürse de borsada kağıdını alırsınız.


Tıklayamayanlar için tekrar hatırlatıyorum; http://www.facebook.com/pages/PaPati/149147901811479?ref=ts


Hepinizi öptüm canlar.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Bakma Bakma Okumana Değmez

Yine içiyorum, haliyle hüzünlendim yine. Kederliyim. Baştan tekrar söylüyorum okumadan geç. Vakit kaybı olmasın tosunum. İçimi döküp gideceğim ben de. Bu aralar muhattab alabildiğim 'şey' olan Şükran* ile dertleşeceğim biraz. Evet deli gibi bir şey oldum. Neden böyle oldum ben lan? Mına koysunlar mı bu Dünya'nın? Koysunlar anasını satayım.

Velhasıl, tribim yine aşka meşkedir. Kendime acı çektirmeyi seviyorum ben. Kabulümdür. Bu kadar duygusallık kadı kızında da olmaz. Lan uzun zaman olmuştu be böyle olmayı. Bildiğin bok bir durummuş. Gereği yok yani. Kafama sıçsınlar bu kadar uzun ilişki benim neyime? Sor ulan Şükran sor neyime bu kadar uzunu benim neyime? Sor Şükranım sor madem böyle olacaktın neden sen bırakıp gittin de? Sor bunları, vur yüzüme ki benim de iki satır bir şey yazmam için bahanem olsun.

Ne bilirdim ki be Şükranım, nereden bilirdim? Kişi kaybedince sanırım daha iyi anlıyor, ya da karşı taraf başka birini bulunca dahasından daha da iyi anlıyor. Ya da benimkisi daha çok egosal bir şey. Demek elimin altında falan gibi görüyordum, ben çağırınca nasıl olsa gelir zannediyordum. İnsan önce kendinde suç bulmalı Şükran. Önceleri bir hırsla karşı tarafa bok atıyordum da şimdi düşününce normal aslında bu. Ne bekliyordum ki mk? Ömür boyu beni mi bekleyecekti? Zamanın ne önemi var? Ha erken, ha geç? Hem sormaz mı bana Şükran, madem bu kadar düşkündünde neden ayrılıp gittin pezemenk diye? Ben olsam sorardım şimdi Şükran. Rica ederim eğri oturup tersten konuşmayalım.

Şükran be, kafa bunları söylüyor ama yüreğim kafama da bir siktir çekiyor. De get diyor. Bu kadar kolay olabilir mi diyor? Diyor vallahi Şükran şimdi yalana gerek yok. Sevmem yalanı bilirsin. Sen yıldan fazla zamanını geçirdiğin, aynı yastığa baş koyduğun, sevdiğin, öpüp, okşadığın, hayaller kurduğun adamı ayrılığın ayı çıkmadan unut git başka bir adamın kollarına atıl. Gel de bunu bana açıkla Şükran. Bana bu kafayı açıkla. Açıkla, beni aydınlattı ki bu kadar kolaysa ben de acı çekmekten kurtulayım. Hadi bunları da geç Şükran. Tüm bu anlattıklarımı yavaş yavaş kabullenmeye başlamıştım zaten. Zira bizim köyde bunun bir diğer adı mayki maykidir. Başka çaresi yok. Sen git başka adamın kollarına bırak kendini, tamam eyv., ama o adamla iken neden benim kendi ellerimle seni çektiğim fotoğrafı sayfana koyarsın da gözüme gözüme sokarsın? Neden yapar bunu Şükran bir insan? Bilmez mi ki ben zaten acı çekiyorum, şunun belasını iyice mikiyim diye mi düşünüyor acaba? Ne gereği var mk. Hadi o karı bunu yaptı o yanında adam diye gezdirdiği haysiyetsiz pezevenk nasıl ses çıkarmıyor. Ya arkadaş ya...Yapmayın lan bana artık böyle. Valla kaldırmıyor artık bünyem. Yeter da. Sıçacağım böyle aşkın ceremesine. Ayıptır lan hatta bana da günahtır.

Bu ayrılıktan sonra katkılarını eksik etmeyen Tuborg, Tekel ve Jack Daniel's ailelerine teşekkür ediyorum bu arada. Eyv.

Şükran*:Blogumun ismidir.

19 Nisan 2011 Salı

Ohh Ohh Hobaaa


Ay dur vallahi tutamiciim kendimi. Ben bir oynayıp geliyorum.

Amaaan sabahlar olmaya... Çakkıdu çak çak.

Ağzına yüreğine sağlık Suzanım. Sabahıma neşe, gönlüme keyif serpiştirdin. Amanda hop hop.

Evet benim kim salatalığım var dese tuzla koşan kitlem, evet benim çim adam yetiştiren canlarım, evet benim
mekintoşlarım, ve Sen, beni Singapur diyarından takip eden manyak, la anam babam orası haritada nerede kalıyor onu bile bilmiyorum biliyor musun? Ama sen gel beni takip et. Vallahi takdir ettim. Eğer dişi isen seni öpücüklere boğuyorum. Yok eğer hem cinsimsen el sıkışmakla yetinelim.

Ve evet canlarım, yine bir blog gönderisinin içine sıçtık iyi mi? Dur dayanamiciim size yine hop bidi bir şarkı ile veda edeceğim.


Adeta bir Rumeli Düğünündeymişsiniz havası var. Hobaaa

13 Nisan 2011 Çarşamba

Nasıl Anlatsam Bilemedim

Ne bileyim tosunlarım. Çok acayibim. Acayibi de gerçek anlamında kullanıyorum. Tuhafım yani. Dur ya ben bu gönderiye bir resim bulayım. Hep düz düz yazıyorum. Bir kere de diğerleri gibi fotoğraflı olsun. Hemen google'a 'tuhaf' yazacağım ve çıkan ilk resmi koyacağım. Söz.


Şansıma sıçsınlar. Çıkan fotoğrafa bak Allah aşkına. Yalnız siyahi dayımın yüzündeki şaşkınlık ifadesi gözlerden kaçmıyor. O ne besili kurbağaymış öyle mk. Yemiş yemiş sıçmamış afedersin müdürüm.

Ve evet canlarım, bugün bir blog yazısının içine nasıl sıçılır bir kez daha görmüş olduk. Ayrıca ne çok 'sıçmak' fiili geçti yahu yazıda. Tuvaletim de yok halbu ki.

Nabıon? İyi misin bari?

11 Nisan 2011 Pazartesi

Gencolar Koşun Yine Damar Yaptım

Sevmem zaman alır. Bağlanmam da öyle. Terk ediş ve edilişlerim kısa sürer. Acısını, gündelik yaşantımdaki ufak bir detay bile alevlendirmeye yeter. Bu da hemen hemen her anıma denk gelir. Her adım atışımda gördüğüm yol, başımı camına dayadığım minibüs, büyük harfle yazılmış her 'N' harfi. Bunlar da hemen hemen günümün her dakikasına denk gelir.

Bir de unutması var tabi. O olmaz işte bende. Hayatıma giren-çıkan herkesin seceresi aklımdadır. Atamam. İsterim ama beceremem.

Bu gece zor tutuyorum kendimi. Sarf ettiğim büyük büyük lafları anlamsız kılmamak için, küçültmemek için, duygularımı içimde tutabilmek için.

O bilmez, muhtemel bilmeyecekte ama bugün çaldığım tüm şarkılar onadır. En acı verenlerini seçtim teker teker.

Ahh Şükran ahh. En kötüsü ne biliyor musun? Ondan bir haber alamamak. Ne yapıyor, mutlu mu acaba, ya da o da benim gibi her gece hüzne mi boğuluyor? Yoksa şimdiden gönlü başkalarına mı kaydı? Ondan mı bir ses seda çıkmaması? En kötüsü bu Şükran, bu. Bir haber alabilseydim. Ah bir haberi gelseydi. Gelmedi Şükran, gelmiyor. Çıkıp şimdi camdan 'i lav yu castin bibeeer' diye bağıracağım şimdi. Bir şekilde atmam lazım içindekileri. 

Neyse Şükranım. Liste iyice daraldı. Biraz şarkı, türkü atalım. İnsanlar müziksiz kalmasın. 

Ooo ben bir not koyam şöyle: Yarın bunu okuduğumda pişman olacağımı biliyorum Şükran. Ne bu böyle Allah aşkına? Böyle aşk, meşk tripleri falan. Yakışıyor mu benim gibi bir adama. Yazıklar olsun sana da. Ne bileyim enter tuşunun işlevini etkisiz kıl falan. Yok sende de tık yok. Olan oldu artık. Neyse fena da olmadı. Döktük ya içimizi Şükrancığım. Trip yapma gece gece. Ben yarın alırım gönlünü. Haydi öptüm.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Gencolar Bu Da Çok Fenaymış


Seninle doluyken baktığım dünler, yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık?

Anam babam naptın sen ya? Allah aşkına ben damar olduğum için mi bu beni paramparça eden şarkıları yeni yeni keşfediyorum, yoksa biri bana komplo mu düzenliyor? Abicim yapmayın böyle rica edeceğim. İntihara mı teşvik etmeye çalışıyorsunuz nabıorsunuz anlamıyorum ki. Nedir abi bu ya? Böyle şarkı mı olur ya? O nasıl sözlerdir Allah aşkına? İnsana şeyini yurdunu şaşırttırıyor affedersin.

Bak Survayvır var televizyonda şu an. Gülemiyorum inanır mısın? Durumum çok feci anam babam. Ben size nasıl anlatayım. Aha. Allahıma Nihat ağlıyor şu an. Dur dur.

Hea ülkemi özledim diyor yine. Önemli bir şey değilmiş.

Velhasıl, yarın da bu denli damar bir parça denk gelirse bana bu işin içinde bir iş olduğuna kanaat getireceğim. Yapmayın olum böyle şeyler. Kaldırmıyor artık bünyem. Bana Serdar Ortaç falan empoze etmeye çalışın. Mutluluğu yakalamam lazım. Hadi öptüm canlar.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Bu Satırlar Sanadır Sevgili

Bu satırlar sanadır sevgili…

Senin için yazdığım son şeyler belki de
Düşünmeyi bırakmayacağım, bırakamayacağım elbette
Ama bir gün başka biri gelecek biliyorum
Düşünmeyeceğim artık
Ve unutacağım

Bu satırlar sanadır sevgili…

Bir daha dinlemeyeceğim o şarkıyı
Hani bana hep seni hatırlatıyor dediğimi
Ama ağzım durmayacak biliyorum
Seni düşünmek güzel şey diye mırıldanacak durmadan

Bu satırlar sanadır sevgili…

Açmayacağım bir daha
Bana verdiğin o kırmızı kutuyu
İçine serpiştirdiğin kuru gül yapraklarının kokusunu
Çekmiyeceğim içime
Tütünü tercih edeceğim yerine

Bu satırlar sanadır sevgili…

Vazgeçeceğim alışkanlıklarımdan
Seni hatırlatan yerlere gitmeyeceğim mesela
Sırf seni hatırlattığı için
sipesyalim dediğin o şeyi yemeyeceğim bir daha
‘O’ da güzel yapardı dememek için

Bu satırlar sanadır sevgili…

Bana kalemi bıraktıran sendin
Biliyordum
Yine senin yüzünden kelimelere sarılacağımı
Ama söylemeyeceğim istediklerini
Herkes, her şey bilecek
Ama
Sen bilmeyeceksin

Bu satırlar sanadır sevgili…

Merak etme tutacağım sözümü
Ya sen beyazlar içindeyken
Ya da benden ayrı düştüğünde demiştim
Unutmadım
Ayrısın artık benden
Ve ben sözümü tutacağım
Senin için yazılmış
Sana ait olan o son dörtlüğü vereceğim sana.

Bu satırlar sanadır sevgili

Yalan söylemeyeceğim
İsterdim kollarımın arasında uyuyor ol şimdi
Saçların yüzümü huylandırsın
Tenin tenime değsin
Nefesin içimi titretsin
Gözlerin yavaşça açılsın
Yüzünde tebessüm oluşsun
Dudakların tenimi ıslatsın

Bu sana son sözlerimdir sevgili

Bendesin
Senden isteğim
Gel
Çıkar al kendini
Ve yine git
Benim söylememi beklemeden

Not: Şiir ya da ona benzettiğim bu şeye ufak dokunuşları ile katkı sağlayan 'stuven' e teşekkür ediyoruz. Bir ikincisi evet bu aralar fevkalade damarım. 

4 Nisan 2011 Pazartesi

Bugün Ciddiyim

Yine o lanet şarkı kulaklarımda. Zannedersem bir alttaki gönderi de bahsetmiştim. Geçsin istiyorum artık etkisi. Onun da, bu şarkının da. Ben de neden diğerleri gibi Serdar Ortaç ve benzeri denyoları dinleyip mutlu olamıyorum? Hop bidi, cup bidi yapamıyorum?

Gece çok kötü geçti Şükran. Yataktan kalkana değin rüya ile ayıklık arasında gidip geldim. Çeşitli rüyalar gördüm. Bilinçaltımda hep aynı şeyler var. Ben gidip görüşsem ya şu ailecek konuşmadığımız aileyle. Yoksa sürekli kabuslarıma konu oluyorlar.

Ah Şükran ah. İçime oturdu biliyor musun? Bir anda. Hani görürüz ya adamlar kahkahalarla gülerken kulaklarına bir şeyler fısıldanır anında surat ifadeleri değişir. Dumura uğrarlar. Ahanda öyle oldu. Ama böylesi daha iyi oldu be Şükranım. Can çekiştirmeye ne gerek var? Yapamadığımı yaptı. Ben vazgeçtim, o son noktayı koydu. Ama elde değil Şükran. İçim bir cız etmedi değil. Bir anda soluğum kesildi, yutkunamadım, kulaklarımı ateş bastı. Allah belasını vermesin Şükran bu nasıl iş?

Bir yandan da iğrenmiştim o gün biliyor musun Şükran? Ben o kadar zaman nasıl bir insanı çekmişim, katlanmışım, dayanmışım dedim. Ben onun adına utandım her ne kadar onun umurunda olmasa bile. Anlamak zor. Ya da benim anlayışım zayıf. Bilemedim be Şükran. Şu an bir bildiğim varsa o da içimin hala cız ettiğidir. Ama iyi oldu iyi, boş ver. Sen de takma fazla kafaya.

Böyle olmasaydı ya güzelim. Sıksaydık ya biraz daha dişimizi. Biraz daha çaba gösterseydik ya? Sen de haklısın be güzelim, sen de haklısın. Olmayacak duaya amin demezsin bilirim. Deme be güzelim, deme. Hoşçakal o vakit. Ama dilerdim ki eskisi gibi olma. Anılarımı kirletme. Olmasaydın be hemen eskisi gibi. Geçmiş günleri olduğu gibi hatırlamama fırsat verseydin ya biraz. Neyse be güzelim. Canın sağ olsun. Hoşçakal yeniden...

Sana da hoşçakal Şükranım. Merak etme be. Senin ile yine görüşeceğiz. Gece çalarım bakarsın kapını. Hadi bakalım. İyi akşamların olsun.