4 Haziran 2011 Cumartesi

Hesap Lütfen

Bugün bir farklılık yapıp ciddi olmak istiyorum. Yok yok harbiden ciddi konuşacağım. Zira kendim ile hesaplaşmam gerek. Bunu da bir şekilde dışa yansıtmam gerek. Şükran* yoluyla yapacağım vesselam.

Şükran; bildiğin üzere bir süredir duygu yavşaklığı yaşamaktayım. Ayıca farkındayım son aylarda tek gündemim aşk-meşk durumları oldu. Önceden ne güzel güncel falan da yazardım. Ama olmuyor. Önce benim şu duygu yavşaklığımı çözmem gerek. Velhasıl; bu yavşaklığın nereden, nasıl, niçün olduğunu da az çok biliyorsun. Özet geçmek gerekir ise, yaklaşık 4 ay önce uzun süreli bir ilişkimi bitirmiştim ve bu üzerimde yıkıcı etkiler bırakmıştır. Geçmiş gönderilerde de rezilliğim görülebilir. Ancak bunu atlattım. En azından son 1 aydır kesin kanaat getirebileceğim şekilde değişiklikler vuku buldu bende. Peki yavşaklık nerede başlıyor? Bunun içinde bir 20 gün kadar öncesine gitmek gerekir. Her şey benim her zaman en iyi dileklerle andığım eski sevgilimin fotoğrafını görmem ile başladı. Zira az da olsa her zaman irtibatımız olmuştur. Benim ve kendisinin de en yakın arkadaşlarından biri aracı olmuştu zaten tanışmamıza. Ondan ötürü bir irtibat. Fotoğrafı da bu arkadaşımın sayfasında gördüm. Görmem ile ben de bir şeylerin harekete geçmesi bir oldu. O günden sonra aklıma düştü. İşte burada bir duygu yavşaklığı var. Çünkü benim aklıma düşmesinin ve ona meyletmemin bir çok nedeni olabilir.

Nedir bu nedenler? Uzun bir ilişkiden çıkmışım. Üzerimde uzun vadeli ve yıkıcı etkiler bırakmış. Ve yediremediğim bazı eylemlerde bulunulmuş.

İhtimal 1; Ben o adı batasıca kadını unutmak için, eski sevgilime meyledir olabilirim.
İhtimal 2; Kıskandırmak amaçlı bu kıza meylediyor olabilirim.
İhtimal 3; 2,5 yıl öncesine göre kısmen geçirdiği fiziksel değişim beni etkilemiş olabilir ve bu yüzden meyledir olabilirim.
İhtimal 4; Tüm kötü ihtimallerden uzak, tamamen duygusal olarak tekrar denemek istiyor olabilirim. Zira bu kızcağızla geçirdiğimiz süre zarfında benim kafam pek yerinde değildi. Uzak mesafe ilişkisi idi.

Bu ve bunun benzeri bir çok ihtimal olabilir. Ben neden bu kadar ince ve detaylı düşünüyorum peki? Eğer bahsi geçen başka bir kadın olsaydı bu kadar düşünmezdim. İşi eyleme döker sonuca varırdım. Lâkin bu kadını ben çok ayrı tutarım. Hiç bir sevgilime bu kadar iyi temennide bulunmadım. Gerçekten şu ana kadar tanıdığım en sade, en temiz, en saf, en hanım kadındır. Hoş daha iyisi ile tanışacağımı da zannetmiyorum. Çizdiğim 'evlenilecek kadın' profilinin bedene dökülmüş halidir. Yahu harbiden çok iyi bir insandır ya. Kelimelerle anlatmam mümkün değil. Bildiğin ilahlaşmıştır gözümde. Heh işte mevzu bahis bu kadın olunca bu kadar ince ve dataylı düşünüyorum. Çünkü bir kere üzdüm ben bu insanı. Aynı şeyi ikinci kez yapabilecek olma ihtimali beni kahreder. Yahu ben hayatta kimsenin iyiliğini bu kadar istemedim arkadaş. İşte hal böyle olunca kendimi tutuyorum. Eylemlerden kaçınıyorum. Kendimi tutmamın tek sebebi onu düşünmemdir. Bana kalsa atlayacağım direk olaya ama işte bahsettiğim sebepler ve ihtimaller yüzünden kendimi tutuyorum. Hangi ihtimal doğrusu kestiremiyorum. Açıkçası ne bok yiyeceğimi bilemedim Şükran? Bildiğin çıkmazdayım. Saçma sapan yani. Nedir yahu bu? Bak dur bir şey daha anlatacağım konuyla alakalı. Bu arada Şükran seviyorum ben galiba ya. Olabilir bak yani. Horlama beni ağzına sıçtırtma. Neyse sana hakaret etmedim say.

(Araya Not: Şu an o ilahi kadınla konuşuyorum ve bildiğin aptal âşık modundayım. Devam edelim.)

Geçtiğimiz hafta benim bu kızla görüşme ve baş başa kalma fırsatım oldu yaklaşık 3 saat kadar. Toplamda baya birlikteydik ama 3 saatinde baş başaydık. Bir randevu ya da planlanmış bir şey değildi. Denk geldi diyelim. Bir de o denk gelişi anlatıp uzatmayalım iyice Şükranım. Çok güzeldi be Şükran o 3 saat. Geçmişten de konuştuk. Açık açık, ama kin gütmeden, saldırmadan. Gülerek, eğlenerek. Sonra bir ara benim başıma bir polen düştü. Hiç beklemediğim bir anda elini uzatıp onu aldı başımdan. Çok acayip oldu lan Şükran. Böyle resmen içimde fırtınalar koptu. Yüreğim fır fır etti. Sonra ben de bundan cesaret alarak onun saçlarında ki poleni aldım. Bu böyle 3-4 defa tekrarlandı. Her seferinde de garip bir heyecan. Sonra Şükran ben bir ara bildiğin kendimi sıktım, zor tuttum. O kadar yoğun bir sarılma isteği duydum ki kelimeler ile tarifi mümkün değil. Bir an istedim ki başını omzuma dayasın öyle konuşalım. Çok tuhaftı Şükran. O gece aylardan sonra belki de yıl ilk defa o kadar mutlu yattığımı hatırlıyorum. Yüzümde kocaman aptal bir gülümseme ile uykuya daldım. Sabah kalktığımda da o gülümseme silinmemişti zira suratımdan. Tüm gün o halde dolandım etrafta.

Şimdi söyle bana Şükran, ben ne bok yiyeceğim? Ama şunu da hesaba kat ki benim bu kızı bir kez daha üzme lüksüm yok Şükran. Hoş ondan tüm kendime engel olmalarım. Ne bok yiyeyim ki şimdi ben Şükran? Söylesene şükran benim bu kadına duyduğum, Felix'in Henriette'ye duyduğu ilahi aşkın bir çeşidi değil midir? Bu hikayedeki o adı batasıca kadın da Felix'i yoldan çıkaran ve sadece bedensel anlamda bağlı olduğu o menapoz dönemindeki İngiliz karısı değil midir?

Cevap ver bana Şükran, alırım seni de ayağımın altına.

*Blogumun ismidir. Kendisiyle sevişiriz. Bir nevi namusumdur
Bu Felix falanda 'Vadideki Zambak'ın karakterleri. Kültürlü olduğum belli olsun dedim. Adeta bir efsaneyim.
Bu arada İlkayımın gırtlak kanseri olduğuna dair söylentiler var, derbederim. Yakarım bu Dünya'yı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder