23 Mayıs 2011 Pazartesi

Ayık Kafa İle Yazmanın İnanılmaz Sıkıcılığı

ile sözlerime başlar iken, tekrar zikretmek isterim ki ayık kafa ile yazmak insanı geriyor. Evet evet, bildiğin geriyor. Çamaşır ipliği gibi oldum mübarek. O değilde, ya o Mualla'yı sandala atıp, ruhumda hicranını söyletme hikâyesi? Geç bunları anam babam, geç.

Bu şarkıyı da geçen gün o disko kralı programında feyyaz idi sanırım, o çocuğun bölümlerine girişte duyunca anımsadım. Dedim lan neydi ya o neydi, en sonunda bizim radyonun da arşivinde varmış denk gelince dank etti kafam. O dank ile kendimi kaybedince bizim radyonun yayınları ile tamamen alakasız o şarkıyı çalıverdim. Hoş iyi de oldu ya. Arada değişiklik iyidir. Türkü, türkü nereye kadar? Lâkin sabahın 03:15'inde arayıp 'bu şarkılar ne böyle yea' gibi şikayetlerde bulunan dinleyici, seni hiç affetmeyeceğim. Vizyonsuz puşt. Bu arada şarkının sözlerinin Orhan Veli KANIK'ın 'Dedikodu' isimli şiirinden oluştuğunu biliyorum. Adam olun, çok bilmişlik taslamanın lüzumu var mı allasen? Yok.

Velhasılı ben bugün bir konu üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. (Bu arada ne zaman yoğunlaşmak desem aklıma yoğuşmalı kombi gelir. Bu da böyle gereksiz bir detay olarak tarihe geçsin.) O da şudur ki; 'Duygu Yavşaklığı'. Tabii ki kendi yaşantım üzerinden örnekleyerek bir yerlere varacağım. Filozof muyum ulan ben?

Aslında işin özeti ben yaklaşık 2,5 sene oldu sanırım, işte o kadar müddet önce ki eski sevgilime yazmaya niyetliyim. Bunu anlatmak için kılıf uydurmayı denedim de beceremedim. Muhtemelen ben de bu yazma isteğini tetikleyen o kadar süre zarfında geçirdiği fiziki değişim. Ya da benim yalnız kalma korkum. Yani ne bileyim psikoloji uzmanı değilim ki. Derdini anlatana 'zamanla geçer gardaş' diyen buzsuz, sade bir vatandaşım. Özetle deli yazasım var. Lâkin yolunu bir türlü bulupta denk getiremedim. Hoş buna biraz da vicdanım engel. Olaylar çok karışık Şükran. Aslında ben çözdüm de kafamda, buraya açık seçik yazmam için içtiğim bir zamana denk gelmesi lazım. Bugün aynen bu şekilde yüzeysel olarak kalsın.

Ve sen bu satırları okuyan yiğidim aslanım, memik oğlanım, karlı kayın ormanım, saat 4 yoksunum ve diğer tüm Zülfü şarkılarım, var mı bir sıkıntı? Olmamasını umut eder tüm pıtırcıklarım ile adet olduğu üzere öpücüğümü kondururum tosunum.

Son olarak şarkıdan bahsettik o kadar bari paylaşalım, bir amme hizmetini daha gerçekleştirelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder