8 Mart 2011 Salı

Ben Bir Şeyler Yazmak İstiyorum

Başım ağrıyor. Ağzımda tüm gün durmadan içtiğim sigaraların tadı. Boğazım da yanıyor sanki. Saçlarım iyice uzadı. Rahatsızlık veriyor artık. Sahi ben ne zaman vazgeçeceğim bu saç uzatma sevdasından? Yıllardır aynı terane. 8 ay uzat sonra bir yaz günü verdiği rahatsızlıklara dayanama ve saçı üç numaraya vur.

Tam hattı buldum diyorum ki kapıdan biri içeri giriyor. Dolanıyor. Sigara içiyor. Konuşuyor. Kalabalık bir ailede yaşıyorum. Artık alışmak gerek. Yüksek ses, hayır hayır orta dereceli bir seste müzik dinlemek nasıl bir duygu hatırlamıyorum artık. Gerçi oldum olası bangır bangır müzik dinlemeyi sevemedim ama arada iyi olurdu.

Şimdi sizlere 2 gündür içinde bulunduğum ortamı ve durumu tasfir edeceğim dostlarım.

O gün Pazar. Dükkana gitmem gerek ağabeyimin yerine. Uyanıyorum. Tuvalet sıkıntım yüzünden kahvaltı yapmadan çıkıyorum evden. Dükkandayım. Beni her daim huzursuz etmiş o işin içindeyim. Para alıyorum, para veriyorum. Saatler geçiyor. Sıkıntılıyım. Daralıyorum. Saat geliyor düşüyorum evimin yoluna. Yürüyorum, metrobüse biniyorum ve ardından yine yürüyorum. Eve vardığımda bir sürpriz bekliyor beni. Yatılı misafirlerimiz var. Sıkıntılıyım. Evimiz dar. Misafir olmadığı zaman bile ancak mutfakta yalnız kalabiliyorum. 'İsyan ettirme Tanrım!' diyorum. Bir iki hoşbeş ediyoruz misafirlerle. Odaya geçiyorum. Ama sıkıntılıyım. Daralıyorum. Ranzanın alt katında ancak kendime yer bulabiliyorum. Sessiz olmak zorundayım. Karşı koltukta bebek uyuyor. Odaya sürekli birileri girip çıkıyor. Bebek homurdanıyor. Yan tarafta başka biri oturmuş oyalanıyor. Zor durumda da olsa bilgisayarı açıyorum. Msn zımbırtısına giriyorum. Sevgilimde orada. İsminin yanında yeşil ışık var. Ama sıkıntılıyım. Daralıyorum. Bir buçuk yıllık sevgilimden ayrılıyorum. Birbirimize güç bela 'Hoşçakal' diyoruz. İçim sızlıyor. Ama karşı koltukta çocuk uyuyor. Hemen yanımda da bir diğer misafir. Duygularımı yaşayamıyorum. Yüzümün düşmesine izin veremiyorum. Yoksa oklar bana dönecek biliyorum. Ve yine biliyorum ki o an son istediğim az önce yaşadıklarımı birilerine anlatmaya çalışmak. Kapatıyorum aleti. Ama sıkıntılıyım. Daralıyorum. Göğsümde bir ağrı oluşuyor, kulaklarım yanıyor, ama bu titremede nesi? Diğer odaya geçiyorum. Dolu olduğunu fark ediyorum. Mutfak, yatak odası kısacası tuvalet dışındaki her yer tutulmuş. Duygularımı istediğim gibi ortaya koyamıyorum. Anımı yaşayamıyorum. Ama sıkıntılıyım. Daralıyorum.. Üstüme montu geçirip dışarı atıyorum kendimi. Sigarama ağızlığı takıp yakıyorum ardından. Yürüyorum bir yöne. Yürüyorum. Üşümüyorum ama titriyorum. Kulaklarım yanıyor. İnsan görmek istiyorum. Kalabalıkları arıyorum. Ama bulamıyorum. Ve sıkıntılıyım. Daralıyorum. Eve dönüyorum. Her şey bıraktığım gibi. Tüm yerler tutulmuş. Vakit öldürüyorum. Uyumaya karar veriyorum artık. Ranzanın üst katına çıkıyorum. Duamı okuyorum. 'İsyan ettirme Tanrım!' diyorum. Telefon çalıyor ardından. Bilinmeyen bir numara benimle görüşmek istiyor. Yeşil tuşa basıyorum. 'Alo' diyorum ve tekrar tekrar yineliyorum. Cevap gelmiyor. On beş saniyenin ardından kapatıyorum. Bir daha çalmıyor. Eski mesajlara açıp bakıyorum. Hissetmiyorum. Duygularımı istediğim gibi yaşayamıyorum. Sıkıntılıyım. Daralıyorum. Dalıyorum. Çeşit çeşit rüyalar ile geçiyor zaman. Ve yarın oluyor gün. Erken uyanıyorum yine. Onca sene okuduğum okulla hiç bir ilgisi olmayan bir iş görüşmesine gideceğim. Üzgünüm. Kaygılıyım. Ve yine sıkıntılıyım. Daralıyorum. Cümbür cemaat kahvaltıya oturuyoruz. Babama söylüyorum iş görüşmesini. 'Gitme' diyor. 'Benim onayım' yok diyor. İş ile ilgili kaygılarını söylüyor. İkna oluyorum. Ya da dünden razıyım. Vakit öldürüyorum. Tekrar yatağa dönüyorum. O küçücük aletteki onlarca şarkıyı dinleyerek geçiyorum zamanı. Her şarkıya bir film çekiyorum zihnimde. Hep mutsuz sonlarla biten filmler. Ardından ayaklanıyorum. Tüm odalar zapt edilmiş yine. Dolanıyorum. Ama sıkıntılıyım. Daralıyorum. Kendimi dışarı atıyorum yine. Kaldırımların amacına hizmet etmesini sağlıyorum. Dönüyorum evime. Her yer zapt altında. Mutfakta bir köşeye sığınıyorum. Birileri giriyor, birileri çıkıyor. Ama sıkıntılıyım. Daralıyorum. Saatler geçiyor, geçiyor, geçiyor. Ve şu an oluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder