9 Şubat 2011 Çarşamba

Türkçe Yazıldığı Gibi Okunan Bir Dil Değildir.

Hemen örnekliyorum canlarım; 'değildir' diye yazar 'di:ldir' diye okuruz. Bir Fransızmış edasına kapılıp 'ğ' harfini okumaya çalışmayın boş yere. Çünkü ağızdan çıkmaz o ses. Bak zorlama. Gereksiz yere gastritini harekete geçireceksin.

Bunun üzerine fazla konuşamiciim. Sakın ha gelip benim yazın dilime takmayın. 'Bak gavata bize diyor nasıl yazıyor?' derseniz kırılırım. Bu aralar çok alınganım. Ben konuşma dilinden bahsediyorum. Yazın dilim iyi değildir pek benim de. Bak ne kadar hayvanice ve anlaşılmaz devrik bir cümle kurdum. (Bu değil lan bir önceki. 'Yazın dilim' diye başlayan.)

Velhasıl bunlara dikkat edin. Sakın ha gidip diksiyon kurslarına para yatırmayın. Burada ben varım. Herkes önce bir raad olsun. Ardından derin bir nefes alsın. Şimdi ver aldığın nefesi. Pilates toplarımızı da önümüze koyuyoruz. Gün gelir işinize yarayabilir o toplar zira.

Şimdilik Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olmadığını bilmeniz yeterli. Daha fazla bilgi ücrete girer. Ben de bu kapitalist düzen içinde ayakta kalmaya çalışıyorum. Ne yapayım? Henüz hiç öğrencim yok hatta bugüne kadar olmadı da. Ama neden olmasın? İlk öğrencim sen olmak ister misin? Tüm Türkiye'ye vermeyi amaçladığım bu hizmetten az sonra belki de günler sonra yazacağım kayıtlarda bahsedeceğim. Takipte kalın tosunlarım. Öptüm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder