5 Şubat 2011 Cumartesi

Defne Joy ölmüş biliyo musun?

Yahu o kadar sıkıldım ki artık. Sıkıntıdan kahveyi sütsüz içmeye başlayacağım yani o denli.

Defne Joy Foster isimli bir kadıncağız varmış. Hayatı bizi hiç mi hiç ilgilendirmezmiş. Bir gün gelmiş ölmüş. Biz de 'Allah rahmet eylesin' demişiz ve bazılarımız da fatihasını okumuş bitmiş. Ertesi gün kalkmışız. Dünya yine -1 +1 kuralı ile dönmeye devam ediyormuş.

Giriş; aslında böyle durumlar insanları daha iyi tanımamıza sebebiyet veriyor. Hadi itiraf edin bu ölüm hiç birimizin zerre umurunda değil. Zaten neden olsun ki?

-Ama çok gençti yaaavss.&-%^$
-Anam babam sana mı gençti? Ne bekliyordun? Sonsuza dek yaşayacağını mı? Ölmek diye bir şey var. Yaz google'a çıkartır kesin bir şeyler. Sen hayatının baharında ne yiğitler göçüp gidiyor biliyor musun? Hatta bebekler bile ölüyor ablacım bilir misin? Hem bak ben çevremde her dönemden insanın ölümünü gördüm 1. katta oturan komşumuzun bebeği öldü 2 aylıkken. Lisede futbolda umut vaat eden bir genç dostumuz öldü mesela. Sonra 32 yaşında bir akrabamız öldü ardında bir dul bir yetim bırakarak. Sonra çok yaşlı öldü ohoo. Dedem öldü mesela yüzünde tatlı bir gülümseme ile. Cennet mekân iyi adamdı vesselam. İnsan illa yaşlanınca ölecek diye bir kural yok canım ciğerim. Tamam yazık olmuş ama elden ne gelir. Defne'nin ölümü diğer insanlardan ne daha önemli ne de daha önemsiz. Ayrıca öyle üzülme numarası falan yapma. Ne kadar tanıyorsun da üzüldün götüm. Sanki her bayram kabrini ziyaret edeceksin. Dediğim gibi güzel dileklerini ilet, yapabiliyorsan bir de fatiha oku bitsin gitsin.

-Ama o topluma mal olmuş bir insandı, hem de çok enerjik falan biriydi yani.&-%^$
-Lan Allah aşkına hangi toplummuş o. Ben Şili toplumundan mıyım? Ben neden fark edemedim? Bir dans yarışmasına katılmak ile ha bir de 'Sihirli Annem' de oynamakla bize ne mal etti? Neden abartıyorsun hayvan herif. Kadın öldü diye neden arkasından yalan konuşuyorsun. Hayatta iken ne kadar takip ettin, ne kadar beğeniyor idin. Kaç kere 'Sihirli Annem'i izleyip 'vay be Defne'ye bak ne oyunculuk ama' dedin. Kusura bakma ama yalanın batsın yalancısın reyiz.

-Bebeğini bırakıp dışarılara başka adamların evine gitmiş. Oh olsun. Bak sonun böyle olur.
-Teyzem, güzel abim ablam, yakışıyor mu size hiç? Hangi sebep, hangi eylem, hangi herhangi bir şey bir insanın ölümünü haklı gösterir. Bizi sevindirmek için bir sebep oluşturur? Hangi neden bir insanın ölmesine, ölecek olmasına alkış tutmamızı gerektirir? Bunun karar vericisi bizler mi olmalıyız? Bizim yargılarımız ile bir insanın ölmesi arasında ne şekil bir bağlantı kurmamız gerekir. Bizi ne ilgilendirir be arkadaşım, önce kendi halimize bakmamız elzemken. Dediğim gibi siktir edin bunları, güzel temennilerinizi iletip kapayın bu bahsi. Yoksa sinirden kendimi sikicem.

-Ya görüyorsunuz ya. Laik, modern yaşamın sonu. Alkol ve uyuşturucudan öldü şakşakçılığını yaptığınız insan. Bir de mındar gitti.
-Ben sizlere bir gün fena giydireceğim. Yandan yemiş olarak gideceksiniz siz de ahirete. Dur bakalım onun da zamanı gelir. Sizlere sözüm yok Allah akıl fikir versin.

-Su testisi su yolunda kırıldı.
-Yaaaa bak sen. Bunu söyleyende yanında kendinden 40 yaş küçük hatunlarla takılan insanlardan. Kader o ya bir gün ellerin yatağa kelepçeli, gözün külotlu çorap ile bağlanmış ve çıplak bir şekilde ölü bulunursan şaşmam. Bak gazete manşetini şimdiden öngörüyorum 'Fantezi Uğruna Canından Oldu'. Bak işte büyük konuşmayım ama senin arkandan ben de laf söyleyebilirim. Neyse Allah göstermesin. Kimsenin bu hale düşmesini istemeyiz.

O kadar direndim yazmayacağım dedim, bulaşmayacağım dedim dayanamadım. Eleştirdiğim şeyi yaptım. Kafama sıçayım.

Gelişme: Sabah uyanıyorum. Her şey dün bıraktığım gibi. Yine aynı şeyler beni bekliyor. Babam rahatsızlanmış dükkana gitmem gerek. Hazırlanıp gidiyorum. Beni bekleyen abimin ilk lafı 'Lan o Defne Joy Foster vardı ya hani ölmüş o' oluyor. 'Hadi ya. Yazık olmuş. Allah rahmet eylesin' diyorum. Ardından kendi derdimize dalıyoruz. O gidiyor gece bana yardım etmek için bir aile dostumuz geliyor. Televizyonda sürekli bu ölüm zikrediliyor. 'Ya görüyor musun? Sabah ben de üzüldüm. Sonra haberlere baktım hak etmiş. Ne işin var senin gecenin bir vakti adamın evinde? Bir de yakınlaşma falan diyorlar. Bir de bebeği var. Sen söyle bebeğini bırak git eğlen iç sıç. Yok abi olmaz böyle.' Ne kadar işe yaramayacağını bilsem de 'Ya ... Abi böyle konuşma bak. Bize ne abi. Vardır elbet bir olayı. Hem görmedik etmedik. Bize mi düşer' ve buna benzer bizi ilgilendirmediğini vurguladığım şeyler söylüyorum. Fayda etmiyor. Tüm gece iki üç kez buna benzer diyaloglar yaşanıyor. Tüm yorgunluğum ve uykusuzluğum ile sabah 10 gibi eve geliyorum ve kapıyı çalıyorum. Annem kapıyı açıyor ve o da ayakkabılarımı çözerken direk 'O hani siyah, dans yarışmasındaki kız var ya ölmüş olum o ya. Ne de gençti çocuğu falan varmış.' diyor. 'Kader anne diyorum. Allah rahmet eylesin. Yapacak bir şey yok' Oturma odasına giriyorum. Babama ve babaanneme selam veriyorum. Ardından bir posta Defne Joy Foster haberi de babamdan alıyorum. Ardından gelin de katılıyor konuşmaya. Onlar konuşurken 'Allah rahmet eylesin' diyorum ve ortamı terk ediyorum. Uyuyorum ve akşam üstü uyanıyorum. İnternete giriyorum. Önce sözlüğe bakıyorum. Varsa yoksa Defne Joy Foster. Hepsi Defne için bir münakaşa içinde. Anlıyorum ki kutuplaşmışız. Ama ben taraf seçmek istemiyorum. Kapayıp feysboku açıyorum. Her yer Defne. Bir Defne kavgası da feysbokta dönüyor. İllallah edip haberlere bakıyorum. Yapılan haberler beni utandırıyor. 'Aklınzı sikeyim' deyip kapıyorum. Ana haberlere bir bakayım diyorum. Defne'yi ilk haberden veriyorlar. O an Orta Doğu'daki ayaklanmaların bittiğini zannediyorum. Arkadan gelen haberleri görünce yanıldığımı anlıyorum.

Sonuç: Yahu kim bu kadın? Neden toplumu ikiye böldü? Neden iki blok haline geldik bir günde? Yahu kim bu kadın bizi birbirimize düşürdü?

Son söz: Bir kadın, eş, anne. Biraz da ünlü. Ölmüş. Allah rahmet eylesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder